bankaya girmek eskiden “dayın var mı?” sorusuyla başlardı, şimdi “excel biliyor musun?” ile başlıyor. teknoloji çağındayız ama stres aynı stres.

süreç genelde şöyle ilerliyor:
önce online başvuru, ardından klasik “kişilik envanteri” testi geliyor. o testte ne yapsan yanlış hissediyorsun: “ekip çalışmasına yatkınım” desen pasif görünüyorsun, “bağımsız çalışmayı severim” desen uyumsuz. bir şekilde o testten sağ çıkarsan video mülakat kapısı açılıyor.

video mülakat dediğimiz şey de kamera karşısında “neden bankacılık?” sorusuna robot gibi cevap verdiğin 1 dakikalık sessizlik tiyatrosu. kimse sana gülümsemiyor, karşında insan yok, ama kameraya samimi olman bekleniyor.

ardından grup mülakatı geliyor. 6 kişilik bir odada “sizce bankacılıkta dijitalleşme ne kadar önemli?” sorusuna cevap verirken herkes aynı cümleyi başka kelimelerle söylüyor. sonunda moderatör “çok güzel fikirler geldi” deyip herkese teşekkür ediyor, ama kim geçti kim elendi bilinmiyor.

eğer management trainee (mt) programına başvurduysan iş daha da uzun. test üstüne test, mülakat üstüne mülakat. finalde genelde 3. yöneticiden sonra biri “seninle çalışmak isteriz” diyorsa geçmiş olsun, işe alındın. ama o “isteriz” bazen iki ay sonra gelen olumsuz mailin önsözü de olabiliyor.

şube pozisyonları için süreç biraz daha net: mülakat + kısa satış senaryosu + bölge müdürü onayı. orada da “bir müşteriye nasıl kredi satarsın?” diye bir rol oynama kısmı var. o an biraz tiyatro, biraz satış, biraz da dua karışımı bir deneyim.

kısacası bankalarda işe alım süreci sabır testidir. bilgi kadar dayanıklılık ölçülür. “neden bu sektörde olmak istiyorsun?” sorusuna ezberden değil, gerçekten cevap verebiliyorsan zaten yarışı yarılamışsın.

bir de içerden küçük bir tüyo: mülakatlarda “kariyer hedefin ne?” diye sorulduğunda “5 yıl sonra müdür olmak istiyorum” deme. herkes onu diyor. “veri analitiğinde uzmanlaşmak istiyorum” ya da “finansal teknolojiler tarafında ilerlemek istiyorum” gibi daha spesifik şeyler söyle, akılda kalırsın.

özetle:

test çok, geri dönüş az, sabır sonsuz.

torpil söylentileri hâlâ var ama artık süreçler daha dijital ve objektif.

en önemlisi, her olumsuz dönüş yeni bir bankanın “teşekkür ederiz” mailiyle unutuluyor.